|
| Ana
Sayfa >> Kadın >> Anne Ve Çocuk
>> 7 çok geç
|
 |
7 çok geç
AÇEV, 0-6 yaş dönemi
eğitimin yaşamsal önemi konusunda kamuoyunu
bilinçlendirmeyi hedefliyor.
|
AÇEV (Anne Çocuk Eğitim Vakfı), 14 yıla yayılan
yoğun birikimi sonucunda okul öncesi ve yetişkin eğitimi
alanlarında uzmanlaştıktan sonra, şimdi de 0-6 yaş
dönemi eğitimin yaşamsal önemi konusunda kamuoyunu
bilinçlendirmek ve daha fazla çocuğa okul öncesi eğitim
hizmeti sağlanabilmesi amacıyla "7 Çok Geç" adlı bir
kampanya düzenlemeye başlamıştır.
Yeterli
beslenme önemli Erken çocukluk adı verilen 0-6 yaş
arası dönem çocuğun en hızlı geliştiği dönemdir. Beyin
gelişiminin büyük bir bölümü 0-4 yaş arasında
tamamlanmaktadır. Erken çocukluk dönemindeki deneyimler
beynin çalışma biçimi için belirleyicidir.
Bu
yüzden bu dönemde çocuğun yeterli beslenmesi,
etkileşimde bulunabildiği, onun gelişimini destekleyen
bir ortamda bulunması gerekmektedir. Erken çocukluk
eğitimi insan gelişiminin başlangıç
noktasıdır.
Sonra çok geç olabilir Nüfusunun
yarısından fazlası 25 yaşın altında olan ve yılda 1.4
milyon bebeğin doğduğu ülkemizde, 0-6 yaş grubundaki 7
milyon çocuğun ancak yüzde 16'sı okul öncesi eğitimi
hizmetlerinden yararlanabilmektedir.
Bu
yaşlardaki eğitim eksikliğinin sonradan giderilmesinin
neredeyse imkansız olduğu göz önünde bulundurulduğunda
bu tablo gelişmiş ülkeler düzeyine yükselmeye çalışan
bir ülke açısından hiç de iç açıcı
değildir.
Nitelikli ve etkili bir erken çocukluk
eğitiminin ülkemize başlıca katkıları:
•
Çocukların ve ülkemiz insanının uzun vadede daha
üretken, daha yaratıcı, sorun çözmede daha yetkin
olmalarını sağlar.
• Dilsel, zihinsel, fiziksel,
sosyal ve duygusal açıdan gelişmiş çocuklar okula hazır
olur, daha rahat uyum sağlar, böylelikle ilköğretim
kalitesi yükselir.
• Okula hazır çocukların
sınıfta kalma ve okulu terk etme oranları düşer, bu da
maliyetleri azaltır.
• Toplumdaki vasıflı çalışan
sayısı artar, yükselen üretim ekonomik yarar
getirir.
• Toplumda suç oranları düşer.
•
Sosyo-ekonomik ve cinsiyete dayalı eşitsizliklerin
etkisi hafifler.
• Kadınların işgücüne
katılımlarını, ayrıca çalışma verimliliklerini
artırır.
• Sağlıklı ve iyi beslenen çocukların
ölüm oranları düşer.
• Geleneklerin nesilden
nesle aktarılmasına, oluşması istenen yeni değerlerin
tohumlarının atılmasına olanak tanır.
• Köyden
kente göçün getirdiği sorunların çözümüne katkıda
bulunur.
Türkiye’deki durum Türkiye'de kurum
merkezli eğitim modeli şimdiye dek benimsenen ana model
olmuştur. 4-6 yaş grubundaki çocukların yüzde 25'i , 5-6
yaş grubundaki çocukların ancak yüzde 32'si Milli Eğitim
Bakanlığı'na veya Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme
Kurumu'na bağlı okulöncesi kurumlardan
faydalanmaktadır.
Okulöncesi eğitim kırsal kesim
ve gecekondu yerleşiminin yoğun olduğu bölgelerde
yaşayan çocuklara ulaşamamakta (Ağrı yüzde 4.2,
Şanlıurfa %11, Şırnak yüzde 17,23; MEB 2006), her yıl
milyonlarca çocuk potansiyellerinin en üst sınırına
kadar gelişme hakkını kullanamamaktadır.
Türkiye,
tüm orta ile düşük gelirli ülkeler arasında en düşük
okulöncesi eğitim oranlarından birine
sahip.
Dünyadaki durum Zorunlu eğitim
öncesinde, 3-5 yaşlarında erken çocukluk eğitimine
ulaşan çocuk oranlarına bakıldığında ekonomik açıdan çok
benzetildiğimiz Meksika'da yüzde 70; Fas'ta yüzde 34,
Ürdün'de yüzde 27, Suriye'de ise yüzde 9; Doğu Avrupa
ülkelerinde en az yüzde 50; üye olmak istediğimiz AB
ülkelerinin her birinde bu oranlar yüzde 100'e
yakındır.
Brezilya'daki PROAPE programı, sınıfta
kalmaları ve ilkokuldaki maliyetleri azaltarak program
için yapılan yatırımı karşılamıştır. Filipinlerdeki
Ulusal Erken Çocukluk Programı sayesinde ortaya çıkan
bir Erken Çocukluk Bakım ve Gelişim Programı toplumla
devlet arasındaki işbirliğine güzel bir örnek
oluşturmuştur.
Fransa'da yüzde 100'lük bir orana
ulaşan okul öncesi eğitimin asıl amacı, yetersiz
koşullarda bulunan ve annesi çalışan çocukların ilkokula
hazırlanmalarına yardımcı olmak olduğu kadar, özel
eğitimi gerektiren çocukların erken teşhis ve tedavisini
sağlamaktır.
www.acev.org
| |
|
|